Türkiye’nin En Eski Şirketleri

Türkiye’nin En Eski Şirketleri

Ülkemizde gerçekten dünya çapında adından söz ettirmiş birçok şirket mevcut. Türk Hava Yolları, LC Waikiki, Beko ve son zamanlarda herkesin bildiği üzere Nusr-et ülkemizin yükselen değerlerinden. Sanayi Devrimi gibi dünya tarihini tamamen değiştiren bir süreçten sonra dünyanın çoğunlukla gelişmiş ülkelerinden çok büyük şirketler çıktı. Bunlar çoğunlukla ilerleyen yıllarda petrolün değerinin anlaşılmasıyla genelde enerji ve otomotiv şirketleri oldu. Şimdi lafı hiç uzatmadan ülkemizde ne gibi sektörlerde hangi firmalar köklü bir geçmişe sahipmiş bir bakalım.

  • Hacı Bekir Lokumları (1777)

Hacı Bekir Lokumları, 1777 yılında Kastamonu’dan İstanbul’a göç eden Bekir Efendi tarafından Bahçekapı’da küçük bir dükkanda faaliyetlerine başlamıştır. İlk ismi Araçlı Şekerci olan bu şirket, Bekir Efendi hacca gittikten sonra Hacı Bekir adıyla anılmaya başlanmıştır. Türkiye’de 16.yy’da başlayan şekerleme üretiminde tatlandırıcı olarak bal, pekmez, su bağlayıcı, doku yapıcı olarak da un kullanılıyordu. Büyüklerimizin ikram ettiği akide şekerini 18.yy sonlarında Avrupa’da üretilen Kelle Şekeri Türkiye’ye gelince şekerci Hacı Bekir, havanlarda dövüp eriterek gül, tarçın gibi doğal aromalarla ve boyalarla pişirip geliştirmiştir. Aynı şekilde özellikle Türk kahvesinin yanında ikram edilen lokumları da 1811’de bir Alman bilgini tarafından bulunan nişastayı un yerine kullanarak şeker ile birlikte Hacı Bekir tarafından üretilmiştir.

  • Ziraat Bankası (1863)

Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı Yugoslavya’nın Niş kenti valisi olan Mithat Paşa, çeşitli alanlarda başarılı çalışmalarda bulunmasının yanı sıra çiftçilerin içinde bulundukları zor koşullara yakından tanık olur. Yaptığı araştırmalarla, bu alanda teşkilatlanmanın zorunlu olduğu ve çiftçilerin, tefecilerin elinden kurtarılması için devlet yardımının gerektiği; ancak bu yardımın halk hareketiyle desteklenmesinin önem taşıdığı sonucuna varır.

Çiftçilerin oluşturduğu kaynakla 1863 yılında Mithat Paşa öncülüğünde devlet himayesinde kurulan ve adına “Memleket Sandıkları” denilen organizasyon, milli bankacılığın ilk örneği olarak tarihe geçer ve bu girişim, bugünkü Ziraat Bankası’nın temelini oluşturur.

  • İskender Mehmetoğlu (1867)

1867 yılında, Bursa Kayhan’dan dünyaya yayılacak bir lezzetin temelleri atılır. Hikaye, Mehmet oğlu İskender Efendi’nin Bursa Kayhan’da dükkân açmasıyla başlar. O günlerde kuzu bir bütün olarak ve yere paralel biçimde odun kömürlü bir ocakta pişirilmektedir. Ancak İskender Efendi kuzu etinin farklı bölümlerinin kendine has lezzetlerinin müşterilerine eşit oranda dağılmasını sağlamak için çözüm aramaya başlar.

Et pişirme ustası bir aileden gelen İskender Efendi bu düşünceden yola çıkarak, kuzu etini sinir ve kemiklerinden ayırır, dikey çubuğa yerleştirir. Tasarladığı dik bir ocağın önünde döndürerek odun kömürü ile pişirir. Pide, özel tereyağı, sos, yoğurt, domates, yeşilbiber ilavesiyle geliştirilen, yanında şıra ile servis edilen bu kebap türünün ünü İskender Kebabı adıyla dilden dile yayılmaya başlar.

  • Kurukahveci Mehmet Efendi (1871)

19. yy’de Türk kahvesi çoğunlukla çiğ çekirdek olarak satılıyor, evlerde tavada kavrulduktan sonra el değirmenlerinde çekiliyor ve içiliyordu. 1871 yılında işi babasından devralan Mehmet Efendi, çiğ çekirdek kahveyi kavurup dibekte öğüterek müşterilerine hazır olarak satmaya başladı ve İstanbul Tahmis Sokağı’nda taze mis gibi kavrulmuş kahve kokusu çevreye yayıldı. Mehmet Efendi müşterilerine sağladığı bu kolaylıkla, bir süre sonra “Kurukahveci Mehmet Efendi” lakabıyla anılmaya başladı.

 

  • Vefa Bozacısı (1876)

Hacı Sadık Bey, evinin altında kendi imkanları ile ürettiği bozasını altı yıl boyunca, saray ve çevresinde omzunda taşıdığı bakır güğümlerle dolaştırarak tanıtır. Hacı Sadık Bey, artan talep karşısında cesaretlenir ve zamanın saraylı, büyük aileleri ile bürokratlarının oturduğu İstanbul’un en gözde semtlerinden biri olan Vefa’da, 1876 yılının Eylül ayında boza ürününün dünyadaki ilk resmi ticarethanesini açar.

 

Türkiye’nin en köklü markalarının hikayelerinden kısaca bahsettik. Yeni yazımızda görüşmek üzere. 😊