Sosyal medya kimse farkında olmadan doğdu!

Aslında her şey kimse farkında olmadan, 1971 yılında iki tane yan yana duran bilgisayarın birbirine e-mail atmasıyla başladı. Bir zamanlar basit numaralar bulabilmek için yüzlerce kayıt olduğumuz ICQ ve bilmediğimiz kişilerle, farklı kanallar içerisinde MIRC üzerinden “chatleşerek” aslında sosyal medyanın başlangıcı haberimiz olmadan oluşturulmuştu. Bir süre sonra da bu programlardan farklı olarak, theglobe.com adlı sosyal paylaşım sitesi çıkarıldı. Fikir olarak çok beğenildi ve bundan 2 yıl sonra da sixdegrees.com rakip olarak karşılarına çıktı. Bu platform, insanlara profil yaratma ve arkadaş listesi oluşturma imkanı sağlandı. Yani bir nevi günümüzün Facebook’un ilk adımları o zaman atılmış oldu. Aynı senede insanlara anında mesaj olanağı da sunuldu.

Sosyal medya gelişiyor…

Teknolojini ilerlemesi ile birlikte birçok yenilik sağlandı ve çıkarılan yeni sosyal ağların hepsi birbirine rakip olmaya başladı. Bazıları rekabet etmekten kaçındı, bazıları yaptıkları stratejik hatalar sonucu batmak zorunda kaldı. 2000’lerden sonra, milenyum çağının başlangıcı ile birlikte önce Friendster, ardından MySpace çıktı. Özellikle insanların verdikleri tepkiler ve ihtiyaçtan kaynaklı olarak, The Social Network filminde de harika bir şekilde anlatılan Facebook bu mecraların arasına katıldı. Ortaya çıkan projeler arasında “hadi bana 140 karakter ile bir şey anlatın” diyen Twitter ise Facebook’un ardından sektöre adım attı. Anlayacağınız bu mecraların ortaya çıkış tarihleri ile birlikte sosyal medya kavramı iyice oturmaya başladı. Aralarında en çok beğenilen ve şuan bile en fazla kullanılan sosyal ağ Facebook oldu.

Blogların sosyal medya üzerindeki etkisi nedir?

Bloglar insanların ilgi duydukları konular hakkında özgürce paylaşım yapabildikleri platformları oluşturur. Aslında her bireyin kendine ait bir sosyal ağına sahip olması da diyebiliriz. Bu yüzden blogları sosyal medyanın tam içine dahil etmek zorundayız. 1999 yılında kurulan blog sitesi olan Blogger, özellikle ücretsiz verdiği hizmet ve yazarlarının çoğalması sonucunda, 2003 yılında Google satın aldı. Bu yıllarda blogların ne kadar önemli bir rol oynayacağı öngörüldü ve haksız da çıkmadılar. Bloglar gitgide yaygınlaştı, insanların paylaşımları arttı ve insanların ortak ilgi duydukları konulara etkileşim hızlanmaya başladı.

sosyal-medya-tarihi-facebook

Kısaca sosyal medya ve tarihleri üzerinde duracak olursak…

Geçmişten günümüze insanların tek yapmak istedikleri, bilgisayarla veya bilgisayar olmadan birbirleri ile iletişim kurma çabasıdır. Bu sebeple üretilmiş, yaratılmış bir çok iletişim türü vardır. Sosyal medya da bunlardan en önemlisini oluşturuyor. Yani kısacası, sosyal medya eski teknolojinin getirmiş olduğu birikimleri toparlayıp, yeni teknolojilerle ortaya çıkan, bilgi paylaşımına ve iletişime yarayan eş zamanlı bir dijital platformdur. Peki sosyal medya nasıl bu kadar popüler oldu? Daha öncede dediğimiz gibi, sosyal medya çok uzun süredir bizimleydi fakat çoğu kişi farkında değildi. Zamanla insanların farklı iletişimlere ihtiyaç duyması sonucunda yavaş yavaş bu mecraların farkına varılmaya başlandı. Markalar da bu alanlara yönelip, reklam vermeye başlayınca insanlar daha da ilgi duydular. Şimdi ise hayatımızın önemli bir bölümünde sosyal medya var. İnsanların neler yaşadığını öğrenebiliyor, insanlarla tanışabiliyor ve iletişim kurabiliyoruz. Kısaca sosyal medyanın önemli yıllarına değinecek olursak;

  • 1971: İlk atılan e-mail
  • 1991: WWW doğuşu
  • 1994: İlk blog
  • 1995: Classmates.com kuruluşu
  • 1995: MIRC ve ICQ geldi
  • 1996: Ask.com arama motoru hayatımıza girdi
  • 1999: Blogger kuruldu
  • 2000: Özgür ansiklopedi Wikipedia yayınlandı
  • 2003: Blogger’a rakip geldi, WordPress
  • 2004: En çok kullanılan sosyal ağ doğdu, Facebook
  • 2005: Flickr ve YouTube doğdu
  • 2006: 140 karakter geldi, Twitter
  • 2009: Check-In kavramıyla tanıştık, Foursquare
  • 2011: Google Plus geldi, ortamlar değişti
  • 2012: Pinterest ile fotoğraf arşivi

sosyal-medya-tarihi-twitter

Markaların sosyal medyaya olan ilgisi!

İnsanların hayatlarının tam içerisine sosyal medya yoğun bir şekilde girdikçe, klasik mecralara olan ilgide yavaşça azalmaya başladı. Özellikle Facebook’u kullanan üye sayısının 1 milyarı geçmesi, artık sosyal medya mecralarının ne kadar ciddi bir yatırım alanı olduğunu gözler önüne serdi. Bu yüzden markalar, televizyon ve yazılı basına ayırdığı reklam bütçesinin yanına bir de dijital bütçesini eklemek zorunda kaldı. Öncelikle büyük şirketler ardından küçük şirketlerin tamamı Facebook, Twitter gibi sosyal ağlarda birer hesap açtı. Önceleri nasıl bu mecraları kullanacaklarına dair bir fikri olmayan markaların, zaman geçtikçe yaşadıkları tecrübeler ile dersler çıkardılar. Zamanla sosyal medyanın ne kadar ciddi bir alan olduğunu gördüler ve bu işin ciddi bir şekilde yapılması gerektiğini herkes öğrenmiş oldu.